Şahkulu Vakfı Başkanı Çamur: Öğrencilere imam hatiplerin dayatılması zulümdür

PİRHA – Cemevlerinin halen bir inanç merkezi olarak resmi statüye kavuşmamış olması ve zorunlu din derslerinin kaldırılmamasına Şahkulu Vakfı Başkanı Mehmet Çamur’dan tepki geldi. Çamur, “Eğer zorla bir inanç bir başka inanca sahip olan bireye dayatılıyorsa bu bir zulümdür. Ve burada bir demokrasi yok demektir” dedi.

Şahkulu Vakfı Başkanı Mehmet Çamur Alevilerin inanç yerleri olan cemevlerinin resmi statüye kavuşmamasına ve zorunlu din derslerinin kaldırılmamasına ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

Alevilerin ibadethanesinin cemevi olduğunu ve inanç ritüellerini orada yaptığını belirten Çamur, “Hangi inançtan olursa olsun kişi kendi ibadethanesini tayin etmiş ise burası benim ibadethanem, diyorsa hiçbir yetkili ona bir adres gösteremez. Senin ibadethanen burasıdır sen burada ibadet yapacaksın gibi bir yetki ve hakka sahip değildir. Eğer biz de laikliği savunuyorsak ve resmiyette de laik bir ülkeyse o devletin vatandaşları istedikleri yeri ibadethane olarak kabul eder” şeklinde konuştu.

“HER SOKAĞA BİR CEMEVİ YAPILMASIN”

Çamur, “Nerede ibadet edileceğine sadece yurttaş karar verir. Cemevleri, Alevilerin ibadethanesidir. Bu açık ve nettir. Bunun teolojik kökenleri de sağlanır, tarihsel kökenleri de sağlanır” diyerek şunları ekledi:

“Cemevleri dün veya 3-5 yıl önce ortaya çıkmış bir olay değildir. Eskiden cemevlerine baba damı, cem meydanı gibi yörelere göre çeşitli isimler verilirdi. Çünkü eskiden çok cemevi yoktu. Bir köyde büyük bir odada bile cem yapılırdı. Ancak artık kentlere geldik. Ve köylerdeki o küçük odalar yetmiyor. Bundan dolayı daha büyük şehirlerde büyük cemevlerine ihtiyaç duyuldu. Ancak her sokağa bir cemevi yapılmasına karşıyım. Çünkü tek tek bireysel olarak hiçbir tabanı olmayan ve ellerine çanta alarak cemevi yapacağız diye yardım toplanmamalıdır. Eğer o bölgede toplumun cemevine ihtiyacı var ise toplum onu kendisi yapar zaten. Bir kilo metre ve iki kilo metre ara ile cemevi yapmak yanlıştır.”

Estetiği olan, mimari özelliği olan içerisinde sosyal faaliyetlerin ve kültürel etkinliklerin yapıldığı cemevlerinin olması gerektiğine vurgu yapan Çamur, “Hiçbir ülkede kimsenin çocuğuna kendi dinini zorla öğretme hakkı yoktur. Eğer zorla bir inanç bir başka inanca sahip olan bireye dayatılıyorsa bu bir zulümdür. Ve burada bir demokrasi yok demektir. Ayrıca kişinin hak ve hukukuna saldırıdır” dedi.

“SÜNNİ MEZHEBİN MİLİTANLIĞINI YAPANLAR OBJEKTİF OLAMAZ”  

Şahkulu Vakfı Başkanı Mehmet Çamur, sünni mezhebin militanlığını yapanların çocuklara bilgileri objektif olarak aktaramayacağını belirterek, şunları dile getirdi:

“Benim çocuğuma imam hatibi, ilahiyatı bitirmiş ve Sünni mezhebinin militanlığını yapacak kişi hangi yöntem ile olursa olsun öğreteceği şeyleri objektif olarak aktaramaz. Bugün tüm mahalle okullarına imam hatip yapıldı. Herkes çocuklarını bu okullara göndermek zorunda bırakılıyor. Bu açık ve net olarak insanlara yapılmış bir zulümden öte bir şey değildir. Türkiye’deki tüm ilerici, laik, demokrat ve yurtseverlerin güçlerini bir araya getirerek buna bir çözüm aramaları gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil ve Türkiye’de sadece Alevilerden ibaret değildir. Tüm laik, aydın, yurtsever kesimlerle diyaloğa geçerek en geniş şemsiye altında laik bir Cumhuriyet için çözüm arama zorunluluğumuz var. Küçük küçük mikro mitingler ile bu sorunlar çözülemez. Bu şekilde olmayacağının örneklerini gördük.”

“HERKES KENDİ ÇOCUĞUNA  KENDİ İNANCINI ÖĞRETMELİDİR”

Hiçbir ülkenin anayasasında din dersinin zorunlu olmadığına dikkat çeken Mehmet Çamur, “Bir tek Kenan Evren’nin çıkardığı 12 Eylül Anayasası’nda din dersinin zorunluluğu var. Terör örgütü lideri FETÖ, ‘Şu Kenan Evren’nin çok günahı var ama şu zorunlu din derslerini anayasaya koyduğu için cennetliktir’ diye konuşmuştu. Bunun kimin işine yaradığı da gayet açık. Ellerinde bu kadar yetki varken hükümet neden zorunlu din derslerini kaldırmadı veya böyle bir öneri getirmedi” diyerek şöyle devam etti:

“Halen 12 Eylül Anayasası, yüzde 10 barajı kaldırılmadı, zorunlu din dersi dayatılıyor, sendikalar kısıtlanıyor ve siyasi partiler iktidarın cenderesinde. Ancak bu hükümet halen faşist 12 Eylül Anayasası’nın getirmiş olduğu ilke ve kurallara dört elle sarılmış ve bize demokrasi naraları atıyorlar. Biz bunlara inanmıyoruz. Tüm herkes kendi çocuğuna kendi inancını kendi vermelidir. Devlet dini finanse etmemelidir.”

İsmet SEFER/İSTANBUL

 

Bir Cevap Yazın