NEDEN MUHARREM ORUCU TUTUYORUM ?

Oruç ibadettir.

Biz Alevilerin orucu olan Muharrem orucu ise hem oruç ibadetidir ve hemde bizler için yastır.

Oruç ibadeti ile yas adeta bir birinin içine geçmiş ve tamamlanmıştır.

Bundan dolayıdır ki Muharrem orucunun, “12 İmam orucu, Matem Orucu, Yass-ı Matem orucu” gibi birden fazla adı vardır.

Biz Aleviler Muharrem orucu tutmak ile hem oruç ibadetini yerine getiriyoruz, diğer yandan ise basta Kerbala şehidi İmam Hüseyin ve candaşları olmak üzere diğer imamlar ve onların şahsında Hakk ve hakikat yolunda yaşamlarını vermiş olan bütün canlarımızın yasını tutuyor, onlara bağlılığımızı yineliyor, onların yolundan gittiğimizin ikrarını tazeliyoruz.

Zaman zaman canlarla sohbet ettiğimizde şu soru ve söylemlerle karşılaşıyoruz:

“Zaman değişti, algılar değişti, yaşadığımız coğrafya ve şartlar değişti, eskiden olduğu gibi köylerde yaşamıyoruz.

Bütün bu değişimlerle beraber oruca ve yas’a bakışımızda değişti.

Madem her şey değişti ve değişiyor, o halde daha bizlerin oruç tutması da, yas çekmesi de gerekmiyor?”

Öncelikle herkesin düşüncesine, bakış açısına saygı duyuyorum.

Kim nasıl diliyor ve istiyorsa öyle yapsın, yaşasın.

Kimseyi bir şeye zorlamak, bir değeri ve doğruyu dayatmak asla kabul edilir bir şey değildir.

Bütün bunlarla beraber kimsenin kendi şahsı ve grupsal fikirlerini Aleviliğin temel doğrusu diye dayatmasına da hakkı yoktur.

Alevilik vardır, Alevilik yaşanıyor ve Aleviliğin ilkeleri, erkanları, ibadet ve kuralları apaçık ortadadır.

Bunlardan yola çıkarak; zamanın, coğrafyanın ve bazı kimselerin algısının değişmesi, bazı temel doğru ve değerlerin özünün değişmesini gerektirmiyor.

Değişim ve gelişim ne kadar geniş ve boyutlu olursa olsun, o öz daimdir ve hep de kalıcı olacaktır.

Aynı kriter benim açımdan Muharem orucu içinde geçerlidir.

Muharrem orucunu tutarken diğer ibadetlerimiz gibi cennet ve cehennem hesabının kaygısına düşmeden tutmak gerekiyor.

Yani cennete gitmek için oruç tutmuyoruz, cehennemden korktuğumuz içinde oruç tutmuyoruz.

Peki öyleyse neden bu orucu tutuyoruz?

Bu orucu tutuyoruz, çünkü Hakk’ın rızasının sahibi olmak için bu orucu tutuyoruz ve yine yukarıda belirttiğimiz gibi bu yola yani Hakk ve hakikat yoluna canlarını ve başlarını vermiş olan o yüceler yücesi şahsiyetlerin değerlerini sahiplenmek için, yer yüzünde zalimliğin ve kötülüğün yok olmasını istemek ve bu istemin çabasını göstermek için bunu yerine getiriyoruz.

Allah’ın bizlerin orucuna ihtiyacı yoktur.

İmam Hüseyin ve diğer ulularımızın bizlerin onlar için çektiğimiz yas’a ihtiyaçları yoktur.

Oruca ve yas’a ihtiyacı olan bizleriz.

Oruç bizler için nefsimizi terbiye etmede bir araçtır.

Oruç ile salt aç kalan bedenimiz değildir.

Mide orucu değildir tuttuğumuz.

Nefsin orucudur, bütünlüklü olarak tutuyoruz orucu.

Yani sadece mide ile değil, cümle uzuvlarımızla (varlığımızla), elimiz ve belimiz ile, düşünce ve eylemimiz ile orucumuzu tutuyoruz, tutmalıyız.

Böylesi olursa oruç bir değer taşır, anlam kazanır.

Bir kaç saat aç kalmak ve sonrasında tıka basa yemek, bizler için oruç değildir.

Yaşamın tümünde ve her anımızda oruçlu olmaktır asıl muradımız ve Muharrem orucu bunun zirve noktasıdır.

Evet, yaşamın tümünde kötü davranış ve eylemlerden sakınmaktır oruç.

Paylaşmak ve dayanışma göstermektir.

İyilikte bulunmak, kötülüğü engellemektir oruç.

Yas da aynı şekildedir.

Bizler için Kerbela olayı ve İmam Hüseyin ile candaşlarının bu olayda şehit edilmeleri, 1400 yıl önce yaşanmış ve dünya tarihinde sayısız kez yaşanmış olan -ve halende yaşanan- sıradan bir olay değildir.

Kerbela bizler için, insanlığın adeta dönüm noktasıdır.

Cümle kötülük ve iyiliklerin çarpışmasıdır Kerbela.

Zalim ve haksız olanla mazlum ve hakkaniyetli olanın en zirve boyutuyla hesaplaşmasıdır Kerbela.

Ve bizler işte Muharrem orucundaki yasımız ile sadece Kerbela şehitlerine ağlamıyoruz, onun şahsında cümle mazlumlara ağlıyoruz.

Lanetlediğimiz sadece Yezit değildir, her devrin zalim ve Yezitlerini lanetliyoruz.

İyilerden olma isteğimizi dile getiriyor, kötülüğü lanetliyor ve karınca kararınca yezitlik ve zalimliği insanlık hayatından çıkartmak istiyoruz.

Sonuç olarak; Muharrem orucu tutmaya ve İmam Hüseyin’in yasını çekmeye devam edeceğiz.

Dünyada haksızlık ve açlık bitene kadar, zalimlik ve kalleşlik son bulana kadar, savaşlar ve kıyımlar bir daha gelmeyecek şekilde insanlığın düşünce ve eyleminden çıkana kadar Muharrem orucu tutmaya ve erenlerimizin yasını çekmeye devam edeceğiz.

Biliyoruz ki kemalet sahibi bir insan olmanın yolu da bundan geçer.

Ve yine biliyoruz ki Hakk’ın nazarında geçerli olanda böylesi bir oruç ve yas’tır.

O halde; sonsuza dek Muharrem orucunu tutmaya, erenlerin serdarı İmam Hüseyini yad etmeye devam.
Remzi Kaptan

Bir cevap yazın