CEM DE ON İKİ HİZMET NEDİR?

CEM DE ON İKİ HİZMET NEDİR?
(Zahiri ve Batıni Açıdan)

Cemlerimiz ve cemlerimizdeki her uygulama asıl olarak tüm yaşantımızın cem halinde yaşanması gerektiğinin adeta mikro örnekleridir.
Bir bütün olarak cemimize, cemimiz de ki on iki hizmete bu nazarla bakmamız gerekiyor.
Cemlerimizde bir araya gelip, birlik olup ibadetimizi yapıyoruz.
Cemlerimizde Yüce Yaratıcıya ibadetle beraber; var olmanın, can olarak bedenleşip varlık meydanına çıkmış olmamızın, görünür aleme gelmiş olmamızın bilinci ve sorumluluğuyla hem kendi özümüze karşı hemde toplumu karşı hesap vermeyle de yükümlüyüz.
Cemlerimizdeki her dua, her deyiş, her uygulama bir bütün olarak bizleri insanlık bilincinin zirve noktasına taşıyor ve daimi olarak orada kalıp insan-ı kamil olmamıza olanak veriyor.
Cemimizdeki on iki hizmetin hem zahiri hemde batıni anlamda anlamları vardır. Bunları yeri geldiğinde açıklıyoruz. Burada kısaca başlıklar şeklinde on iki hizmetin neler olduğuna bir göz atalım.

DEDE/PİR/MÜRŞİT:
Bu hizmete pirlik hizmeti diyoruz. Cemin genel gidişatını pir belirliyor.

REHBER:
Cemi yönetmekle görevli pirin yardımcısıdır rehber.

DELİL/ÇERAĞ:
Cem meydanı ile beraber gönülleri ve bilinçleri aydınlatandır delil.
Bir yandan ışık, diğer yanda yol göstericilik!
Delil ise Arapça bir kavram olup rehber, yol gösterici, kılavuz anlamına gelmektedir.
Çerağ yakıldığı, delil uyandırıldığı zaman salt gün yüzüne çıkan güzellikler, aydınlanan mekan değildir. Asıl aydınlanan insanın kalbi ve bilincidir.
Çerağın yakılması Muhammed Ali yolunun sevgiyle, aşkla olduğu kadar bilimle, irfanla bütün insanların yüreklerinin ve beyinlerinin aydınlanmasıdır. Aydınlanan insan, kendini bilen insan varoluşa en anlamlı cevabı verendir.
Aydınlanan, aydınlık olan, çerağ misali yanan çevresini de aydınlatır.
Her Alevi inançlı insan perşembeyi cumaya bağlayan gece mutlaka delili uyandırmalıdır.

İster tek başına olsun, ister ailesi ile olsun mutlaka dua/gülbank eşliğinde delili uyandırmalıdır.

İlk etapta ailenin anne babası delili uyandırmalı ama zaman zaman yaşı küçük de olsa çocuklara da bu görev verilmelidir.

Yine cemlerde olduğu gibi delili söndürmek yoktur.
Delili söndürmek yerine sır etmek vardır. Nasıl oluyor bu sır etmek? Örneğin çerağ olarak eğer bir mum yakılmışsa –ki genelde mum yakılıyor- o vakit klasik olarak üfleyerek çerağ söndürülmez. Bunun yerine yine gülbank okunarak işaret parmağı ile baş parmak hafif ıslatılıp delil bu iki parmak ile sır edilir/dinlendirilir.

GÖZCÜ:
Gönül gözü ile bakıp ham ervahları hamlıklarından dolayı uyarandır.

ZAKİR:
Sesi ve sazı ile birlik halinde dile gelmemizdir.
Zakirler aynı zamanda ağır baskı koşullarında yani Aleviliğin güvencede olmadığı, Alevilerin inançlarını gizli tutmak durumunda kaldıkları, yol ve erkanın yürütülmediği veya gizlice yürütülmek zorunda kaldığı zamanlarda inancın devamı noktasında bellek taşıyıcılığı da yapıyorlar.
Bu yola hizmet eden herkes elbette önemli, saygın ve değerlidir. Fakat zakirlerin bellek taşıyıcı olmaları hasebiyle saygınlıkları, değerleri daha başka bir boyuttadır. Onlar adeta
inancın güzelliğini-özünü sazları, sesleri ve şiirleriyle yüreklere ve bilinçlere kazıyanlardır.
İnancımızın, değerlerimizin yaşatılması, erkanımızın varlığını sürdürmesi noktasında zakirlerimizin bellek ve bilinç taşıyıcıları olmaları onlara ağır sorumluluklarda yüklemektedir.
Cemlerimizde ve muhabbetlerde zakirlerimiz yolu yaşatmış ve yaşamış olan nice ulu ozanlarımız gibi sazları ile bütünleşebilmeli ve söyledikleri deyişlerin özüne uygun bir yaşamın sahibi olabilmeliler. Böyle olurlarsa, yani söyledikleriyle yaptıkları uyumlu olursa, sazlarını samimiyetle ve sözlerini içtenlikle, hissederek, yaşayarak söylerlerse ölümsüz eserler bırakırlar. Onlardan ulu ozanlarımız gibi ölümsüzleşirler.

Gelişmişlik; estetikliktir, güzelliktir. Her tele dokunuşta, her dile gelen mısrada insanı cezbeye getirmeli, çok güçlü duygu ve düşünceler yaşatmalıdır.

SÜPÜRGECİ:
Cem meydanı ile beraber gönülleri ve art düşünceleri temizleyendir.
Süpürgeci (süpürgeci hizmetinin bir diğer adı da faraştır) hizmeti, sadece cemde cem meydanını süpürmek, temizlemek, pir u pak hale getirmek değildir. Böyle yapmak zahiri anlamdadır.

Yezitlerin, Mervanların ve onların şahsında cümle kötülüklerin yer yüzünden silinmesi, bir daha yer yüzünde yaşam olanağı olmaması ve zamanın sahibi Mehdinin zuhur etmesinin sembolüdür süpürgecilik hizmeti.
Süpürgecinin cem meydanında süpürge ile (veya elini süpürge gibi yaparak) silip süpürdüğü aslında gönlümüzdeki kirdir. Ruhumuzdaki kibirdir, benliktir.

İZNİKÇİ/MEYDANCI:
Cem meydanının dirliğini, düzenini sağlayandır.

NİYAZCI/KURBANCI/LOKMACI:
Helal kazançla elde edilmiş lokmaların cem meydanına ayrım gözetilmeksizin getirip adaletli şekilde dağıtandır.
Lokma gülbankı, helal bir emekle kazanılmış nimetlerle kurulmuş bir sofrada okunur. Yalanla, hileyle, üçkağıtçılıkla elde edilmiş, başka insanların haklarının gasp edilmesi sonucu elde edilmiş kazançtan meydana gelen sofrada lokma gülbankı okunmaz.

Alevi yolu rızalık yoludur. Bu yolun kurucuları bu yolu rızalıkla kurmuşlar ve bu yolu sürdürmüş olanlar, sürdürenlerde rızalıkla sürdürüyorlar. Dolayısıyla kul hakki yiyenler, haksiz yere kazanç elde edenler, sömürücüler, hilebazlar, haksız kazanç elde etmeyi marifet sayanlar, insanları dolandırmayı yetenek bilenlerin bu yolda işleri yoktur. Bunların lokmaları helal değil, hizmetleri delil değildir.
Lokmalarımızın kabul, gülbanklarımızın makbul olması için lokmalarımızın helal kazançla elde edilmesi gerekiyor. Hiç bir kul hakkı yemeden, hiç bir yalana-dolana başvurmadan alnımızın teriyle kazandığımız kazançla elde ettiğimiz lokmalarımız yiyene helal, yedirene delil olur.

SAKA:
İmam Hüseyin’in şahsında yaşamın var olması ve devam etmesinin önemini canlara idrak ettirendir.
Saka hizmeti, cemde bulunan canlara su dağıtma hizmetidir.
Yaşam su ile başlamıştır ve su ile devam etmektedir. Suyun olmadığı bir dünya yaşamın olmadığı bir dünyadır.
Su, yaşamdır.
Cemlerimizde ibadetin yani sıra 12 hizmetlerin tamamında olduğu gibi saka hizmeti ile de gerçeğe, yalnızca yaşamın ve varoluşun gerçeklerine vurgu yapılmaktadır.
Cemlerimiz varoluşun, hayatın devamının, kemaletın kısacası gerçeklerin/hakikatin sembollerle tekrar tekrar insana hatırlatılmasıdır ve bütün bu gerçeklerin ışığında hayatın yaşanmasıdır.

Saka hizmeti ile suyun dünya, tüm canlılar ve insanlar için anlamı ve önemi vurgulanıyor.
Saka hizmeti ile aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri anılır, onların anısına su dağıtılır ve mersiyeler okunur.
Saka suyunu imam Hüseyin aşkına/anısına dağıtmak;
inancı, yiğitliği ve dürüstlüğü simgeleyen Hz. Hüseyin’i sevgiyle anmak; kötülüğü, haksızlığı, zulmü, vahşeti, alçaklığı simgeleyen Yezit ve Yezit zihniyetini lanetlemektir.

TEZEKAR/İBRİKTAR:
Bedensel temizlik ile beraber düşünsel ve duygusal yıkanmadır.
Tezekar hizmetinde yerine getirilen ve inananlarca yaşamlarının tümünde hakim kılınması istenen bedensel temizlik ile beraber ruhsal arınmadır da.
Günümüz medeniyetinin en önemli göstergelerinden birisi çevre ve bedensel temizliktir. Çevresini, evini, bedenini temiz tutmayan, doğayı kirletip kirli bıraktığı gibi bedenini de kirli bırakan birisinin doğru bir yaşamın sahibi olduğu söylenemez.
Bedenini, evini ve çevresini temiz tutmak insanın ulaştığı kamillik düzeyinin nişanesidir.
Bedenini ve çevresini temiz tutmak, temiz ve titiz olmayı yaşam biçimi haline getirmek, yattığı yatağından, oturduğu koltuğa kadar temiz kullanmak için maddi olarak çok birikime sahip olmak gerekmiyor. Önemli olan tezekar hizmeti ile sembolize edilen temizliği yaşam biçimi haline getirmek, kural
ve ilke olarak temizliği esas almak, toplum içinde temiz kalmaktır.
Bedeni kirli olup üstü başı kokan, evi oturulamayacak derecede kirli olan birisinin kendi yaşamına yön verdiği kuşkuludur. Böylesi bir kişinin arı ve duru canların meydanı olan cem meydanında yerleri yoktur.

Her kim ki cem meydanına gelip cem olmak istiyorsa bedeni ve üstü başı temiz olacaktır.

PEYİKÇİ/HABERCİ:
Duymadım, bilemedim dememek için görevlidir peyikçi.

KAPICI:
Kötü duygu ve düşüncelerin pir u pakların meydanı olan cem meydanına gelmemesini sağlayandır.

SEMAHÇI:
Sıradan, basit, alışageldik bir dans olarak veya tarihsel kökleri olan bir folklor oyunu olarak semahı düşünemeyiz. Her şeyden önce semah, toplu halde yapmakla mükellef olduğumuz cem ibadetimizin bir parçası, bölümüdür. Cem ki, bireysel mutluluk ve toplumsal huzurun hakim olduğu, nurani iklimlerin yaşandığı, insan-ı kamil olma yolunda adımların atıldığı, birliğin, kardeşliğin tesis edildiği, Hakka bağlığın ve Ehlibeyte sevginin dorukta yaşandığı, cümle dargınlıkların ve küslüklerin giderildiği, kişinin özünü meydan getirip koyduğu, kendisini halkın ve Hakkın huzurunda dara çektiği… kısacası gerçek anlamda insan olmaya davetin gerçekleştiği ibadettir.
Cem ve onun bir bölümü olan semah, ulu Hünkarımız Hacı Bektaş Veli’ninde belirttiği gibi oyuncak olmayıp ilahi bir aşktır. Semahı basit bir folklor düzeyine indirmek gerçeklere aykırı olduğu gibi haksızlıktır da.
Semah, ibadetimizin bir parçasıdır. Nasıl ki bütün ibadetler onu uygulayanlar için özel ve kutsalsa cem ibadeti ve onun bir bölümü olan semah da biz Aleviler için aynı niteliktedir.
Yalın ayak, üryan-püryan olarak, tevhit halinde, cümle kainatı emsal alarak, aşk ile semah dönmek, seyir için değil, Hak için semah dönmek ilahi aşkın bir yansımasıdır.
Cem erenlerinin o nurlu cemallerine yansıyan ve dedenin “semahınız Kırklar semahı olsun” dileğiyle dönülen semahlar kemalet yolunda menzil almış olmanın ve böylece gerçeğe, sırrı hakikate bir adım daha yaklaşmış olmanın göstergesidir.
Semahın ilahi bir aşk olduğunun bilincinde ve ayırdın da olarak aşk ile semah dönen canlar cümle varlıkla hemhal olup bütünleşirler. Bütünleştikçe, cümle varlıkla bir oldukça, cümle varlıkta yok oldukça var olurlar. İlahi bir aşk olan semah ancak bu manada olursa, bu amaçta olursa değerli olur. Yoksa sıradan bir halkoyunu gösterisi düzeyinde kalır.

Remzi KAPTAN

Bir Cevap Yazın