BABA KAYGUSUZ SULTAN

“Kim bu tenim yoğiken ben can idim”
Diyor du Gevher-nağmesinde

Yunus
“Bu cihâna gelmeden Sultân-ı cihandayıdım
Sözü girçek hükmi revan ol hükm-i Sultandaydım” diyor

Şiri “Anasırdan bir libasa büründüm gahi Ahmet gahi Ali göründüm.

Kimse bilmez sırrım kallaşıdım ben” diyor.

Tamam bunu anladıktan bu zat Anasırdan bu libasa bürünmeden evvel, erkek miydi kadın mıydı ne sıfatta nasıldı acep, bunu sorsak mı acaba; sonra hangi milettendi değil mi?

Nesimi
“Yedi kere ben bu Cihana geldim.
Arşta duran iki cihan bendedir” diyor

Yemini arşta duran bu iki Cihanı yazmış, ona bir gönderme var; anlayana.

Sonra da diyor ki:
“Mende var iki cihan men bu cihan’a sığmazam” diyor

Tamam, tamam anladık anlamasına da, bu geliş gidişler, ne için böyle diye sormazlar mı adama değil mi?
*
Bak bugün bir kişi, dedeler Muhammed soyumu dedi. Yok dedim. Sonra dedelik niye soydan sürüyor dedi ona şunları yazdım
Anlayana sivri sinek saz.
**

Kaygusuz ABDAL, “kim bu tenim yoğuken ben can idim” diyor. Aynı şey Yunus Emre’de de var

Konu şöyle anlatılıyor.

Ruhlar aleminde can olan kişi ete kemiğe bürünüp mesela Yunus olarak görünüyor.

Bu can ete kemiğe bürünüp bu aleme geldikten sonra, bu dünyadan göçüyor. Buna da, devriye diyoruz. Bu noktada, devriye anlayışını iyi anlayıp, üzerinde düşünmek gerek.

Devriye deyişlerimiz şöyle diyor:

“Niçe bu dünyaya çok geldim gittim / yağmur oldum yağdım yel oldum estim/ … insan sıfatında çok geldim gittim” diyor-diyoruz.

Kaygusuz ABDAL, Muhammed kırk yıllık muhabbetten sonra Muhammed oldu” diyor. Yani Muhammed’e peygamberlik Soyundan, sulbundan, atasından, babasından gelmiyor. Kırk yıllık muhabbetle olgunlaşarak hak ediyor.

Velayet Name yazıyor. Bir muhabbet Cem’inde Güvenç ABDAL, Hünkara “aşık kim, sadık kim, Muhip kim” diyor. Öyküyü oradan okuyabiliriz.

Güvenç ABDAL sınavı geçiyor. Ona dedelik payesi- yetkisi veriliyor.

Güvenç ABDAL şimdi dede ocağı. Karadeniz Çepnilerinin çoğu Güvenç ABDAL ocağına bağlı. Velayet Namede dedelik yetkisi verilen geleceğin ünlü simalarına iyi bakmak, iyi incelemek gerek. Velayetname Saru Saltık bir çobandı, Hünkar gözündeki perdeyi açtı diyor; soyu sopu anlatılmıyor.

Ayrıca şunları aklımızdan çıkarmayalım.

Dede Cem’de dede postuna oturmadan önce, Cem’e katılan canların rızalığını alır.

Yetkin olmayana dedelik postuna oturmasına rızalık verilmez.

Eskiden, Dede dergahtan aldığı yetki belgesi olan Hüccetle bu görevi yetine getirirmiş. Sonra (1550’de) dergah Osmanlı devletinin işgaline uğrayınca işleyiş bozulmuş.

Yani bu Sistem sonra bozulmuş

Bu konularda muhabbet Cemlerinde muhabbet edilmeli

Bu günlük bu kadar yetmez mi yeter.

Aşk İle

RIZA AYDIN